21 Mayıs 2024 Salı

Annemin Ardından

 Sevgili Anneciğim,

Sensiz geçen her gün, kalbimden bir parça daha eksiliyor. Bu dünyadan göçüp gitmenden bu yana boşluğun o kadar derin, o kadar tarifsiz ki; kelimelere dökmek neredeyse imkansız gibi. Senin şefkat dolu ellerini, merhamet dolu yüreğini ve yüzündeki huzur veren tebessümü her an özlüyorum.

Varlığın, hayatıma ışık saçan bir güneş gibiydi. Seninle geçirilen her an, sevgi ve güvenle doluydu. Sarılmaların, tesellilerin, öğütlerin ve kahkahaların; hepsi şimdi birer anı olarak aklımda ve yüreğimde kocaman bir boşluk bırakıyor. Sen beni ne zaman düşsem kaldıran, ne zaman üzülsem teselli eden sığınağımdın. Şimdi ise, eksikliğinle yüreğime ağır bir yük bıraktın.

Annelerin en güzeli sendin. Sabahın erken saatlerinde başımızda bekleyerek uyanmamızı sağlardın, dertlerimizi dinler, sevinçlerimizi paylaşırdın. Özverin ve fedakarlığın sınırsızdı. Ne zaman başım derde girse, gözlerinin içindeki o anlayışlı bakış beni hep rahatlatırdı. Sen, hayatımın değişmez direğiydin. Tek sığınağımdın, beni benden çok düşünenimdin. Tektin.

Anadolu kadınıydın, çok zorluklar çektin. Osmanlı kadınıydın. Örf, adet herşeyi bilirdin. öğretirdin.

Seni kaybettikten sonra, dünyamda hiçbir şey eskisi gibi değil. İçimde hüzünlü bir sessizlik var artık. Ama biliyorum ki; yüce Allahım bizi Cennetinde buluşturacak işte bu inanç, bu düşünce, ayakta kalmamı sağlıyor.

Sana minnettarım, beni ben yaptığın için, sevgiyle, onurlu bir şekilde büyüttüğün için. Bu dünyada sensiz yaşamak zor ama hatıralarınla yaşamayı öğreniyorum. Seni daima sevecek, daima özleyecek ve hiç unutmayacağım. Seninle birlikte geçen zamanların kıymetini her geçen gün daha da anlıyorum.

Senin evladın olmak benim en büyük şansım, en büyük onurumdu. Huzur içinde uyu sevgili annem. Seni özleyecek, seni severek yaşatacağım her an; sensiz ama seni hissederek…

Ebedi sevgiyle,

Mekanın Cennet olsun Cennet kokulum.



6 Mayıs 2024 Pazartesi

KASAP MEHMET

Bir zamanlar, Osmanlı'nın gür sesi Hicaz Yemen'de yankılanıyordu. Zaferlerle dolu bir dönemdi. O dönemin kahramanlarından biri de Kütahya’ya bağlı Karakeçili Yörüklerinden oluşan Akoluk köyünden Kasap Mehmet Dedem'di. Kasap Mehmet benim Babamın dedesiydi. Bu Yörük evladı, cesur ve yiğit bir asker olarak, düşmanla amansızca mücadele ediyordu.

Mehmet, atının üzerinde göğsü kabarık, yiğit bir delikanlıydı. Hicaz'ın sıcak kumları altında, Osmanlı sancağını yüceltmek için savaşıyordu. Gözlerindeki ışıltı, yüreğindeki imanla birleşince, düşmanın bile saygısını kazanıyordu.

Bir gün, beklenmedik bir an geldi. Düşmanla karşı karşıya geldiler ve çetin bir savaş başladı. Mehmet, cesaretiyle ön saflarda savaşı yönetiyor, düşmanı darmadağın ediyordu. Ancak savaşın ortasında, ansızın bir pusuya düştü. Esir düştüğü anı bile hatırlamıyordu. Gözlerini açtığında kendini düşmanın esaretinde buldu.

Ancak Mehmet, esaret altında bile boyun eğmedi. Firavunun zindanlarına kapatılsa da, onun azmi ve inancı asla kırılamadı. Bir gün, kendi cesaretiyle zincirlerini kırdı, düşman askerleri ile amansız bir mücadele verip yüreğinin rehberliğinde özgürlüğe adım attı.

Yolculuk, ölümle sarmaş dolaş olsa da, Mehmet'in azmi hiç eksilmedi. Geceleri yıldızlara, gündüzleri güneşe yön buldu. Zorlu yolları, yiğitliğinin izleriyle doldurdu. Sonunda, o kutsal vatan topraklarına, köyüne, sevdiklerinin yanına döndü.

Ancak huzur ona yabancıydı. Uzun süre harp meydanlarında kalıp kendisinden bir haber alamayan akrabaları onu öldü sanmıştı. Hanımı başkasıyla evlendirilmişti. Hüzünlüyü. Gözleri, yine o savaş meydanlarına bakıyordu. Kahramanlık ruhu, onu köyünden, sevdiklerinden ayırdı. Bir kez daha, vatan için, millet için savaşmak için yollara düştü.

Ve o yollarda, yiğitçe savaşarak, son nefesine kadar milletine hizmet etti. Kasap Mehmet Dedem, Osmanlı'nın asil neferlerinden biri olarak efsaneleşti. Onun kahramanlığı, yıllar boyunca nesilden nesile aktarıldı, yüreklerde sonsuza dek yaşadı.