16 Aralık 2025 Salı

Hellfire'ın Hikayesi

Bugün size gençlerin ve çocukların yeni gözdesi "Stranger Things" adlı diziden bahsetmek istiyorum.

Bende izledim dizi gerçekten bağımlılık yapıyor. Kendi sırları ve ipuçları ile insanları araştırmaya ve yeni çıkacak olan bölümleri 4 gözle beklemeye sevk ediyor.

Buralara birşey diyemem ama önceki yazımda da bahsettiğim gibi bu netflix, gençler ve çocuklar için büyük bir tehlike. 

İşte şimdi de bu dizide bu çocukların kurduğu bir klüp var. Bu klübe üye olmanın ne kadar havalı bir şey olduğu vurgulanıyor. Bu klüp ile ilgili t-shirt ler basılmış bu çocuklar giyiyor felan. 

Tüketim toplumu olduğumuz için haliyle bu t-shirtler'ın aynılarını ve çeşitlerini farklı farklı markalar da piyasa ya sürdü, ve deli gibi satılıyor.

Şimdi gelelim bu klubün adına : HELLFİRE

Oww çok güzel değilmi. Çekici, isme bak havalı, Cehennem Ateşi.

Asıl ilginç durum bu klüp isminin geçmiş tarihte bazı sapkınlar tarafından gerçekte kullanılmış olması. 

Peki bu hellfire klübü nasıl bir klüptü? neler yapıyorlardı? Bence bir araştırın derim. Benim bu yazım size bir ışık olsun. 

İlk resmi Hellfire Kulübü, 1718'de Londra'da Wharton Dükü 1. Philip Wharton tarafından kuruldu. 1746 yılında Sir Francis Dashwood tarafından sözde seçkin beylerin toplum tarafından kabul edilemez görülen ahlaksız eylemlerde bulunmaları için devam ettirildi. Tahmin edilebileceği gibi, üyelerin çoğu politikacıydı. 

Kulüp toplantıları, West Wycombe tepesinin üzerindeki kilisenin 300 fit altında bulunan İç Tapınak'ta yapılırdı.

"Fais ce que to voudras " (İstediğini yap) sloganı altında , kulüp, belirgin bir şekilde pagan eylemlerde bulunmakla suçlandı. Sahte kutsal değerlere saygısızlık ritüelleri, çılgın içki ve ziyafetler ve seks partileri kulüp için yaygın faaliyetlerdi. Kulübün kütüphanesinin o dönemde İngiltere'deki en büyük pornografi koleksiyonuna sahip olduğu söyleniyordu. Hatta Kara Ayinler ve Şeytan tapınması söylentileri bile vardı. Görünüşe göre maceracı grup için hiçbir tabu sınır dışı sayılmıyordu.

Anlayacağınız kulüp şeytani işlerle uğraşan, sapık, din ile dalga geçen satanist bir yapıdaydı. İşte gençlerin ve çocukların hayranlıka izlediği bu "Stranger Things" dizisinde özendirilen kavrama bakın, nerelerden alıntı yapmışlar. 

Size tünelden önce son çıkış uyarısı yapıyorum. Çocuklarınızı Netflix'ten uzak tutun. En azından tedbir alın. Uyarın. Nasıl birt kötülük yuvası görün.

https://hauntedwalk.com/news/sandwiches-for-satan-the-story-of-the-hellfire-club/

28 Mart 2025 Cuma

Anılar

Yine o sahneler. O kırık dökük anılar. 6 yaşına kadar olan her şey bulanık, alman mahallesinde birkaç Alman arkadaş. sonrası ise ailemle vakit geçirdiğim birkaç yaz tatili, bir avuç telefon görüşmesi ve bitmeyen bir özlem. Annemin elinin sıcaklığını, babamın güven veren konuşmalarını hatırlıyorum ama sanki bir başkasının hayatından çalınmış gibi. Gerçek miydi, yoksa kurgu muydu?

Almanya’daki o evin arka bahçesinde koşarken, mutfakta annemin yemek yaparken ki verdiği huzuru, babamın beni yeşil manzaranın eşliğinde götürdüğü gölette yüzdüğümüz anlar, gerçekten yaşadım mı? Yoksa beynim, bana acı çektirmek için uydurduğu sahneler mi bunlar?

Sonra Türkiye. Yabancı bir ev, yabancı insanlar, bir yaşlı nine ve iki çocuk, yabancı bir dil. "Birazcık sabret, yaz gelince gidersin" diyorlardı. Sonra sokakları ve arkadaşlığı keşfetmek. Sokak oyunlarını ve sokak kanunlarını anlamak. Yaz geldiğinde ise iki ay yetmiyordu ailemin yanında kalmak için. Hiç yetmedi. Her ayrılış, bir parçamı daha koparıp götürdü. Uçağa binerken annemin gözlerindeki o nemli bakış, babamın sarılıp "Kendine iyi bak" demesi... Sonra dönüp bakmamıştım. Keşke dönüp baksaydım. Keşke bir kere daha baksaydım.

Şimdi hepsi gitti. Artık ne yazları bekleyebileceğim bir ev var, ne de o uçağa bindiğimde kalbimin hop hop atması. Sadece birkaç fotoğraf, birkaç video, ve beynime kazınmış o birkaç an.

Bazen düşünüyorum da, belki de en acı olan, hiçbir zaman tam olarak sahip olamadığım şeyi sonsuza dek kaybetmek. Annem ve babam vardı, ama yoktular. Şimdi ise gerçekten yoklar. Ve ben, o eksik parçalarla dolu bir hayatın içinde, asla tamamlanamayacak bir puzzle gibiyim.

Bugün yine o sesleri duymak için eski videoları açtım. Annemin benimle oynamasını izledim. Babamın kahkahası odada yankılandı. Sonra sustular. Sessizlik, her zamankinden daha yüksek sesle çınlıyor.

Belki de en büyük ihanet, zamanın bize bu anıları durup dururken beynimize bir mıh gibi çakmasıydı. Bir ömür bu anılarda yaşamak, en ufak bir anıyı ansızın hatırlamak. Ve ben, ailemle geçirdiğim o avuç dolusu anıyı, her gece yeniden ve yeniden yaşayıp, kaybediyorum.



10 Aralık 2024 Salı

Işık ve Gölge

 

Yüksek Işık

Hepimizin içinde bir ışık vardır. Bu ışık, umut, sevgi ve pozitif enerjiyle doludur. Bu ışık, bir insanın çevresine yaydığı güçtür. Bazılarında ise bu ışık çok yüksektir ve o kişi toplumda adeta ayın 14’ü gibi parlar.  Bu kişiler başkalarının desteğe ihtiyaç duyduğu zamanlarda pozitif ve sevgi dolu olmalarına yardımcı olan daha yüksek bir enerji titreşimi taşırlar. Diğer insanlar etrafında ve yakınında olmak isterler. Ancak bazen, hayatın getirdiği zorluklar, yaşanmışlıklar ve yaşatılanlar, bu ışığı söndürebilir.

Işığını kaybeden insanlar, bir zamanlar hayatı neşeyle karşılayan, başkalarına ilham veren kişilerdi. Ama zamanla, içinde bulunduğu ortam, yaşadığı acılar ve karşılaştığı olumsuzluklar, onları farklı bir hale getirmiştir. Peki, ışığı yüksek olan bir insan nasıl bu noktaya gelir? Bu yazıda, ışığını kaybeden insanların yaşadığı süreci ve toplumun bu durumu nasıl şekillendirdiğini konuşacağız.

Toplumun Gölgesi: Dış Etkilerin Rolü

Yaşadığımız toplum, bireylerin kimliklerini ve değerlerini şekillendiren önemli bir faktördür. Her birey, çevresinden, ailesinden, arkadaşlarından ve sosyal çevresinden beslenir. Fakat toplum bazen, kişilerin doğal benliklerini bastırarak, onların daha sıkıntılı bir hale gelmesine sebep olabilir.

Toplum, her bireye belli beklentiler yükler. Bu beklentiler, bazen insanı kendi içsel ışığından uzaklaştırır. Aile, arkadaşlar veya sosyal çevre, bireyden sürekli bir şeyler bekler. Oysa insanlar, bazen sadece kendi olmaya, kendi yolunda yürümeye ihtiyaç duyarlar. Toplum, çoğu zaman insanların kendilerini olduğu gibi kabul etmek yerine, onları belirli normlara uymaya zorlar. Bu baskılar, insanın içindeki parlak ışığı yavaşça söndürebilir.

Yaşanmışlıkların İzleri: Zorluklar ve Kırılmalar

Hayat, bazen bizi zor durumda bırakacak olaylarla doludur. Kaybettiklerimiz, uğradığımız haksızlıklar, yalanlar veya hayal kırıklıkları, her birimizin ruhunda derin izler bırakabilir. Bu izler zamanla büyüyebilir ve insanın içindeki ışığı karartabilir.

Bir insanın karanlık bir hale gelmesi, yalnızca başına gelen olaylarla değil, yaşadığı ruhsal kırılmalarla da ilgilidir. Kötü günlerde umutlarını kaybeden, zamanla kendini daha fazla sorgulayan bir kişi, ışığını kaybedebilir. Zor günler geçiren, sürekli olumsuzluklarla karşılaşan biri, zamanla içindeki neşeyi kaybedebilir. Ama asıl zor olan şey, bu kişinin neşesinin bir zamanlar ne kadar parlak olduğunu hatırlayamamış olmasıdır.

Yaşatılanların Yükü: İnsan İlişkilerinin Gölgeleri

Bir insanın içindeki ışık, başkalarıyla kurduğu ilişkilerle şekillenir. Zamanla güven kırıklıkları, ihanetler veya beklenmedik kayıplar yaşandığında, bu insanın ruhunda büyük yaralar açılabilir. Yaşatılan bu acılar, bir insanı karamsar yapabilir. Özellikle güveni sarsılmış ve derin hayal kırıklıkları yaşamış biri, eski neşesini ve içsel ışığını kaybedebilir.

Bir zamanlar yüksek bir ışıkla parlayan insanlar, bazen etraflarındaki kişilerin olumsuz etkilerine karşı savunmasız kalabilirler. Sürekli inançlarına aykırı davranışlarla karşılaşan, yargılanan veya dışlanan bir kişi, zamanla kendine güvenini kaybedebilir. Bu süreç, o kişinin içindeki ışığın git gide solmasına neden olabilir.

Işığını Bulmak: Yeniden Başlamak

Işığını kaybetmek, bir son değildir. Bazen, kaybolan ışık sadece bir süreliğine saklanmış olur. Kendini kaybetmiş hissettiğin zamanlarda, unutma ki karanlık ne kadar derin olursa olsun, ışık her zaman geri gelir.

Kendini yeniden bulmak, eski halini hatırlamak ve içindeki gücü keşfetmek için zaman alabilir. Bu süreç, kendinle yüzleşmeyi, geçmişin izlerinden sıyrılmayı ve seni mutlu eden şeyleri yeniden keşfetmeyi gerektirir. Işığını tekrar bulmak, bir yolculuk gibidir. Bazen yalnız kalmak, bazen bazı alışkanlıkları terk etmek, yüklerden kurtulmak, eski güzel alışkanlıklara dönmek gerekir. Ama unutma, ışığını bulman için seninle birlikte olan insanlar da olacaktır.

Kendi ışığını bulmak, dış dünyadan bağımsız olarak, kendini yeniden tanımakla mümkündür. Toplumun baskılarından ve başkalarının yargılarından sıyrıldığında, içindeki ışık yeniden parlayacaktır. Unutma, ne kadar karanlık olursa olsun, her zaman bir yol vardır. Ve bir gün, kaybettiğin ışığın daha parlak bir şekilde geri dönecektir.

Yılan ile Ateşböceği

Bir gün bir yılan, sürekli bir ateşböceğini takip etmeye başlar. Ateşböceği bundan rahatsız olur ve kaçmaya çalışır, ama yılan onu bırakmaz. Sonunda ateşböceği durur ve yılanla yüzleşir.

Ateşböceği sorar: "Ben sana zarar vermedim. Neden beni öldürmek istiyorsun? Ben senin yemeğin bile değilim."

Yılan cevap verir: "Çünkü ışığın beni rahatsız ediyor."

Bu hikaye, bazen insanların parlaklığı, enerjisi ya da ışığı nedeniyle kıskanıldığını ve haksız yere hedef alındığını anlatır. Ateşböceği gibi insanlar, sadece ışıklarıyla var oldukları için bile bazı kişiler tarafından rahatsız edilebilir. Ancak bu, onların ışığını kapatmaları gerektiği anlamına gelmez.

21 Mayıs 2024 Salı

Annemin Ardından

 Sevgili Anneciğim,

Sensiz geçen her gün, kalbimden bir parça daha eksiliyor. Bu dünyadan göçüp gitmenden bu yana boşluğun o kadar derin, o kadar tarifsiz ki; kelimelere dökmek neredeyse imkansız gibi. Senin şefkat dolu ellerini, merhamet dolu yüreğini ve yüzündeki huzur veren tebessümü her an özlüyorum.

Varlığın, hayatıma ışık saçan bir güneş gibiydi. Seninle geçirilen her an, sevgi ve güvenle doluydu. Sarılmaların, tesellilerin, öğütlerin ve kahkahaların; hepsi şimdi birer anı olarak aklımda ve yüreğimde kocaman bir boşluk bırakıyor. Sen beni ne zaman düşsem kaldıran, ne zaman üzülsem teselli eden sığınağımdın. Şimdi ise, eksikliğinle yüreğime ağır bir yük bıraktın.

Annelerin en güzeli sendin. Sabahın erken saatlerinde başımızda bekleyerek uyanmamızı sağlardın, dertlerimizi dinler, sevinçlerimizi paylaşırdın. Özverin ve fedakarlığın sınırsızdı. Ne zaman başım derde girse, gözlerinin içindeki o anlayışlı bakış beni hep rahatlatırdı. Sen, hayatımın değişmez direğiydin. Tek sığınağımdın, beni benden çok düşünenimdin. Tektin.

Anadolu kadınıydın, çok zorluklar çektin. Osmanlı kadınıydın. Örf, adet herşeyi bilirdin. öğretirdin.

Seni kaybettikten sonra, dünyamda hiçbir şey eskisi gibi değil. İçimde hüzünlü bir sessizlik var artık. Ama biliyorum ki; yüce Allahım bizi Cennetinde buluşturacak işte bu inanç, bu düşünce, ayakta kalmamı sağlıyor.

Sana minnettarım, beni ben yaptığın için, sevgiyle, onurlu bir şekilde büyüttüğün için. Bu dünyada sensiz yaşamak zor ama hatıralarınla yaşamayı öğreniyorum. Seni daima sevecek, daima özleyecek ve hiç unutmayacağım. Seninle birlikte geçen zamanların kıymetini her geçen gün daha da anlıyorum.

Senin evladın olmak benim en büyük şansım, en büyük onurumdu. Huzur içinde uyu sevgili annem. Seni özleyecek, seni severek yaşatacağım her an; sensiz ama seni hissederek…

Ebedi sevgiyle,

Mekanın Cennet olsun Cennet kokulum.



6 Mayıs 2024 Pazartesi

KASAP MEHMET

Bir zamanlar, Osmanlı'nın gür sesi Hicaz Yemen'de yankılanıyordu. Zaferlerle dolu bir dönemdi. O dönemin kahramanlarından biri de Kütahya’ya bağlı Karakeçili Yörüklerinden oluşan Akoluk köyünden Kasap Mehmet Dedem'di. Kasap Mehmet benim Babamın dedesiydi. Bu Yörük evladı, cesur ve yiğit bir asker olarak, düşmanla amansızca mücadele ediyordu.

Mehmet, atının üzerinde göğsü kabarık, yiğit bir delikanlıydı. Hicaz'ın sıcak kumları altında, Osmanlı sancağını yüceltmek için savaşıyordu. Gözlerindeki ışıltı, yüreğindeki imanla birleşince, düşmanın bile saygısını kazanıyordu.

Bir gün, beklenmedik bir an geldi. Düşmanla karşı karşıya geldiler ve çetin bir savaş başladı. Mehmet, cesaretiyle ön saflarda savaşı yönetiyor, düşmanı darmadağın ediyordu. Ancak savaşın ortasında, ansızın bir pusuya düştü. Esir düştüğü anı bile hatırlamıyordu. Gözlerini açtığında kendini düşmanın esaretinde buldu.

Ancak Mehmet, esaret altında bile boyun eğmedi. Firavunun zindanlarına kapatılsa da, onun azmi ve inancı asla kırılamadı. Bir gün, kendi cesaretiyle zincirlerini kırdı, düşman askerleri ile amansız bir mücadele verip yüreğinin rehberliğinde özgürlüğe adım attı.

Yolculuk, ölümle sarmaş dolaş olsa da, Mehmet'in azmi hiç eksilmedi. Geceleri yıldızlara, gündüzleri güneşe yön buldu. Zorlu yolları, yiğitliğinin izleriyle doldurdu. Sonunda, o kutsal vatan topraklarına, köyüne, sevdiklerinin yanına döndü.

Ancak huzur ona yabancıydı. Uzun süre harp meydanlarında kalıp kendisinden bir haber alamayan akrabaları onu öldü sanmıştı. Hanımı başkasıyla evlendirilmişti. Hüzünlüyü. Gözleri, yine o savaş meydanlarına bakıyordu. Kahramanlık ruhu, onu köyünden, sevdiklerinden ayırdı. Bir kez daha, vatan için, millet için savaşmak için yollara düştü.

Ve o yollarda, yiğitçe savaşarak, son nefesine kadar milletine hizmet etti. Kasap Mehmet Dedem, Osmanlı'nın asil neferlerinden biri olarak efsaneleşti. Onun kahramanlığı, yıllar boyunca nesilden nesile aktarıldı, yüreklerde sonsuza dek yaşadı.



10 Şubat 2021 Çarşamba

VPN Nedir ?

 VPN Nedir ?

Bugün sizlere VPN hakkında özet bilgiler sunmak istiyorum. 

Sanal özel ağ (VPN), kullanıcıların İnternet'e özel bir ağa bağlıymış gibi erişmelerine olanak tanıyan bir internet güvenlik hizmetidir. Bu, İnternet iletişimini şifrelemenin yanı sıra güçlü bir anonimlik derecesi sağlar. İnsanların VPN kullanmasının en yaygın nedenlerinden bazıları, halka açık WiFi ağını gözetlemeye karşı korumak, İnternet sansürünü atlatmak veya uzaktan çalışma amacıyla bir işletmenin dahili ağına bağlanmaktır.









VPN nasıl çalışır ?

Normalde, İnternet trafiğinin çoğu şifrelenmemiş ve halka açıktır. Bir kullanıcı, bir tarayıcıda bir web sitesini ziyaret etmek gibi bir İnternet bağlantısı oluşturduğunda, kullanıcının cihazı İnternet Servis Sağlayıcısına (ISS) bağlanır ve ardından ISS, iletişim kurmak için uygun web sunucusunu bulmak için İnternet'e bağlanır. İstek web sitesini getirir. 

Kullanıcı hakkındaki bilgiler, web sitesi talebinin her aşamasında ifşa edilmektedir. Kullanıcının IP adresi süreç boyunca ifşa olduğundan, ISS ve diğer herhangi bir aracı, kullanıcının tarama alışkanlıklarının günlüklerini tutabilir. Ek olarak, kullanıcının cihazı ile web sunucusu arasındaki veri akışı şifresizdir; bu, kötü niyetli kişilerin verileri gözetlemesi veya yolda saldırı gibi kullanıcıya yönelik saldırılar gerçekleştirmesi için fırsatlar yaratır. 

Tersine, bir VPN hizmeti kullanarak İnternet'e bağlanan bir kullanıcı daha yüksek bir güvenlik ve gizlilik seviyesine sahiptir. Bir VPN bağlantısı aşağıdaki 4 adımı içerir:

  1. VPN istemcisi *, şifrelenmiş bir bağlantı kullanarak ISS'ye bağlanır.
  2. ISP, şifrelenmiş bağlantıyı koruyarak VPN istemcisini VPN sunucusuna bağlar.
  3. VPN sunucusu, kullanıcının cihazındaki verilerin şifresini çözer ve ardından şifrelenmemiş bir iletişimde web sunucusuna erişmek için İnternet'e bağlanır.
  4. VPN sunucusu, istemci ile "VPN tüneli" olarak bilinen şifreli bir bağlantı oluşturur.
VPN istemcisi ile VPN sunucusu arasındaki VPN tüneli ISS'den geçer, ancak tüm veriler şifreli olduğu için ISS kullanıcının etkinliğini göremez. VPN sunucusunun İnternet ile iletişimi şifresizdir, ancak web sunucuları yalnızca VPN sunucusunun IP adresini günlüğe kaydeder, bu da onlara kullanıcı hakkında hiçbir bilgi vermez.

* VPN istemcisi, kullanıcının cihazında yüklü olan VPN yazılımıdır.

VPN yalnızca saklayacak bir şeyi olan kişiler için mi ?

Diğer İnternet gizlilik hizmetlerinde olduğu gibi, VPN'ler bazen yasa dışı veya yıkıcı faaliyetler için araçlar olarak kategorize edilir. Gerçek şu ki, VPN kullanmak için bir dizi geçerli ve meşru neden vardır. İşte en yaygın olanlardan birkaçı:

  • Halka açık WiFi üzerinden koruma - VPN olmadan halka açık WiFi ağlarına giren kullanıcılar kendilerini riske atıyor. İnternet trafiği şifrelenmemiş ve aynı ağdaki diğer kullanıcılar, kolayca erişilebilen araçları kullanarak etkinliklerini izleyebilir. Bu, saldırganların oturum açma kimlik bilgilerini ve diğer hassas bilgileri çalmasının yaygın bir yoludur. Bir kullanıcı VPN aracılığıyla bağlanırsa, meraklı bir saldırgan yalnızca şifrelenmiş verileri görebilir ve bu da hiçbir hassas bilgiyi açığa çıkarmaz.
  • Uzaktan çalışma - Birçok işletme, çalışanlarının bir VPN kullanarak uzaktan çalışmasına izin verir. Bu, uzaktaki çalışanın şirketin dahili ağına erişmesine ve işletmeyi saldırganlardan veya casusluktan korumak için şifreleme sağlamasına olanak sağlayabilir.
  • Baskıcı devletlerde sansürden kurtulma - Dünyanın bazı bölgelerinde hükümeti eleştiren görüşleri ifade etmek ve hatta okumak yasaktır. Bu eyaletlerin çoğu, vatandaşlarına önemli miktarda alanı engelleyen bastırılmış bir İnternet sürümü de sağlar. Bu eyaletlerdeki İnternete erişen kişiler, devletlerinin engellenmesini istediği içeriğe erişmek için bir VPN kullanabilir ve ayrıca çevrimiçi olarak özgürce konuşabilir, çünkü VPN şifrelemesi etkinliklerini resmi gözetiminden korur.
  • Konum anonimliği - Bazı web hizmetleri, içeriği kullanıcının konumuna göre kısıtlar veya filtreler. Bir VPN, bir kullanıcının konumunu anonimleştirmek ve bu kısıtlamaları aşmak için kullanılabilir.
  • Çevrimiçi gizlilik hakkı - ISS'lerin, kullanımlarının özel verilerini sattıkları bilinmektedir. Benzer şekilde, bazı web siteleri ziyaretçileri hakkında bilgi satacaktır. VPN hizmetleri tarafından sunulan gizlilik, tüketicilerin verilerinin gizlenmesini sağlar.
VPN'in dezavantajları nelerdir?

Bir VPN hizmeti, artırılmış bir güvenlik düzeyini garanti etmez; kullanıcılar, yalnızca VPN sağlayıcısına güvenirlerse kendilerini bir VPN ile güvende hissedebilirler. Dürüst olmayan bir VPN sağlayıcısı, kullanıcılarının bilgilerini satabilir veya onları saldırılara açık bırakabilir. Ayrıca, çoğu VPN hizmetinin yinelenen bir aylık maliyetle geldiğini de belirtmek gerekir. Bazı VPN kullanıcıları ayrıca performansla ilgili sorunlar yaşayabilir.

VPN performansı nasıl etkiler ?

Bazı kullanıcılar bir VPN'den performans düşüşü yaşayacaktır ve bu büyük ölçüde hangi VPN hizmetini kullandıklarına bağlıdır. Tüm VPN'ler aynı değildir ve bir VPN hizmeti, kullanıcıları tarafından oluşturulan yükü kaldıracak sunucu kapasitesine sahip değilse, bu kullanıcılar İnternet bağlantılarında bir yavaşlama yaşarlar. Ek olarak, bir VPN hem kullanıcıdan hem de erişmeye çalıştığı web sunucusundan çok uzakta bulunuyorsa, ortaya çıkan seyahat süresi gecikmeye neden olabilir. Örneğin, San Francisco'daki bir kullanıcı, sunucuları San Francisco'da bulunan bir web sitesine erişiyorsa, ancak bu kullanıcının VPN hizmeti Tokyo'da bulunuyorsa, kullanıcının isteği, bir sunucuya bağlanmadan önce dünyanın yarısını dolaşıp geri döner. Buna trombon etkisi denir.















Not : Bilmediğiniz bir VPN hizmeti ile deep web'te tur atmanızı hiç tavsiye etmem. Bir Hacker'ın sizin bilgilerinizi açık eden bir VPN hizmetinden alacağı bilgiler ile size neler yapacağını tahmin bile edemezsiniz.

Click For Books About IT

18 Aralık 2020 Cuma

Kovid Vebası

Etrafınızda çeşit çeşit maskelerle gezen insanlar, namaz kılmak için gittiğiniz Cami'de safları sık tutun diye haykıran imamların yerine safları ayırın mesafeyi koruyun diyen imamlar.

Eskiden oturmaya yer bulamadığın mekanlardaki sessizlik, gece 10'da kapanan kafeler. 20'de kapanan marketler. Kandil gecesinde namaz kılmaya gittiğin Süleymaniye Camiinde sessizlikten duvarlardan geri dönen sesin. Ayasofya'nın Camii olması için yıllardan beridir davasını güttüğün büyük amacın gerçekleşmesine rağmen ikindi namazını kıldığın Ayasofya-ı Kebir Camiindeki 2 saf ayrık cemaat. Yağmayan yağmur. kıtlık korkusu.

Evet tüm bu yazdıklarımı bize 2 sene önce anlatsalardı. Hadi oradan öyle şey mi olur! derdik. Fakat içerisinde bulunduğumuz bu ilginç dönem maalesef bu ve buna benzer birçok tuhaf olayı bizlere yaşatıyor.

Kovid-19 denilen lanet bir virüs ile Allah insanları sınıyor. Kaç ay Cuma namazı kılınmadı. Vakitler camilerde cemaat ile kılınamadı. Okullar açılmadı. Açıldı geri kapandı. Evde her odada birer laptop ile çocukların uzaktan eğitimi. eğitim denilirse tabi.

2020 yılından bahsediyorum. Bu yazdığım blog bir veri tabanında kaydediliyor. ve elbet bir gün silinecek fakat bir yolu bulunup ta pixel filmindeki gibi yedeklemek amacıyla veriler başka bir yerlere gönderilirse şayet, gelecekte yaşayacak olanlar 2020 yılı için çok şaşıracak. Bizim şimdi 1350'lerde yaşanılan kara ölüm vebayı okuduğumuz gibi. Onlarda gelecekte 2020 yılını hayretle okuyacaklar. Sonumuz "I'm legend " filmindeki gibi olmaz umarım.

Fakat ben duruma başka bir açıdan bakıyorum. İnsanoğlunun azmanlığından, nankörlüğünden, fesatlığından, zulmünden, şükürsüzlüğünden tüm bunlar yaşanıyor. 

Patileri kesilen kediler, öldürülen masum bebekler, zulümden kaçarken sularda boğulan ufacık çocuklar, aileler, organlarını almak için, tecavüz için kaçırılan çocuklar, kızlar. 3 kuruş fazla kazanmak için kimseyi tanımadan türlü çeşit şekle giren , kural tanımayan  insanoğlu. İyiliğe fenalıkla karşılık verme, savaşlarda orantısız güç uygulama, Sırf Müslüman oldukları için diri diri yakılan, baltayla kafaları ezilen, evlerinden çıkartılan Müslüman Hintliler, Arakanlılar, aynı şekilde Uygur Türkleri, haksız yere ezilen, kesilen, yok edilen her türlü mazlum. hatta Allah (c.c) dilsiz kullarım dediği hayvanlara yapılan türlü türlü eziyetler.

Acaba...Tüm bu ve buna benzer olaylardan dolayı, nankörlüklerden dolayı Allah insanoğluna bela getirmeyecek mi sanmışlardı.

Oysa li yüce Kuran-ı Azimüşşan'da Mülk Suresi 30. ayette ne diyor Allah (c.c) ; 

“De ki: “Söyleyin bana; Eğer Suyunuz yerin dibine çekili verse, size kaynağından akıp duran yeni ve tatlı bir suyu kim getirebilir?"

kim getirebilir? ey insanoğlu! içtiğin suyu, el yıkadığın, temizlikte kullandığın, yıkandığın, araba yıkadığın, damacanadan içtiğin, pet şişeden içtiğin, çeşmelerden sebil gibi akan sana konforlu bir hayat sunan suyu kim veriyor.. Aklını başına almazmısın ey insanoğlu! 

Akıllanmaz insanoğlu! 

"Nehir kenarında bile abdest alıyor olsanız, suyu israf etmeyiniz.'' (İbn Mace, Tahare 48) diyen bir peygamberin akılsız, şuursuz bir ümmeti olduk. Suyun nereden, nasıl geldiğini, kim tarafından verildiğini ve ne kadar kıymetli olduğunu unuttuk. Har vurup harman savurduk. Hor kullandık, israf ettik.

İnsanoğlunun gidişatı iyi değil. Kurallara uymuyorlar. Allah'ın yapma dediklerini yapıp yap dediklerini yapmıyorlar. Bu işi böyle olmasından mutlu olan bir kesimde var. Kıyameti yaklaştırmaya çalışan bir kısım deccal oluşumu var. Bize düşen bugünden itibaren vakit kaybetmeden kendimize çeki düzen vermek. Namazlarımızı dosdoğru kılıp, emrolunduğu gibi dosdoğru olmak. Gerçek bir mümin olmak. Peygamberimiz (s.a.v) 'i örnek almak. Müslümana yakışan kibar,nazik, emin, doğru olmak zalime ise keskin kılıç olmaktır. Mazlumlar Yunus olarak bilmeli bizi Zalimler Yavuz olarak tanımalı.

Karşılıksız sevmeli, saymalıyız, özümüze dönmeliyiz. Ulu Hakanımızın dediği gibi ; "Yeniden canlanmak için Avrupa medeniyetini taklit değil gücümüzün esası olan İslâmiyet'e dönmek gerekir."

Allah (C.C) 'ın emrettiği dinimizin gereği gibi yaşadığımızda göreceksiniz yaşamaktan tat alacaksınız. Huzursuzluk aslında yapılan kötü işlerin neticesinde oluşuyor. Şimdilerde açı tek umudumuz. Aşı siparişini verdik. Umut orası gibi gözüküyor ama büyük endişeler var. 1976'da Amerika'daki zararsız bir virüs yüzünden aşılananlardan 45 bin kişi ölmüştü. kimisi de felç olmuştu. Allah muhafaza.

Her zaman söylüyorum Milli kalkınma hamlesi önemli. Çin'den, Almanya'dan veya herhangi bir ülkeden aşı alacağımıza yerli aşımızı üretmeliyiz. Kendi göbeğimizi kendimiz kesmeliyiz. Allah çalışana verir. Durmadan çalışmalı ve üretmeliyiz. 

Allah sonumuzu hayreylesin. (Amin)