16 Aralık 2025 Salı

Hellfire'ın Hikayesi

Bugün size gençlerin ve çocukların yeni gözdesi "Stranger Things" adlı diziden bahsetmek istiyorum.

Bende izledim dizi gerçekten bağımlılık yapıyor. Kendi sırları ve ipuçları ile insanları araştırmaya ve yeni çıkacak olan bölümleri 4 gözle beklemeye sevk ediyor.

Buralara birşey diyemem ama önceki yazımda da bahsettiğim gibi bu netflix, gençler ve çocuklar için büyük bir tehlike. 

İşte şimdi de bu dizide bu çocukların kurduğu bir klüp var. Bu klübe üye olmanın ne kadar havalı bir şey olduğu vurgulanıyor. Bu klüp ile ilgili t-shirt ler basılmış bu çocuklar giyiyor felan. 

Tüketim toplumu olduğumuz için haliyle bu t-shirtler'ın aynılarını ve çeşitlerini farklı farklı markalar da piyasa ya sürdü, ve deli gibi satılıyor.

Şimdi gelelim bu klubün adına : HELLFİRE

Oww çok güzel değilmi. Çekici, isme bak havalı, Cehennem Ateşi.

Asıl ilginç durum bu klüp isminin geçmiş tarihte bazı sapkınlar tarafından gerçekte kullanılmış olması. 

Peki bu hellfire klübü nasıl bir klüptü? neler yapıyorlardı? Bence bir araştırın derim. Benim bu yazım size bir ışık olsun. 

İlk resmi Hellfire Kulübü, 1718'de Londra'da Wharton Dükü 1. Philip Wharton tarafından kuruldu. 1746 yılında Sir Francis Dashwood tarafından sözde seçkin beylerin toplum tarafından kabul edilemez görülen ahlaksız eylemlerde bulunmaları için devam ettirildi. Tahmin edilebileceği gibi, üyelerin çoğu politikacıydı. 

Kulüp toplantıları, West Wycombe tepesinin üzerindeki kilisenin 300 fit altında bulunan İç Tapınak'ta yapılırdı.

"Fais ce que to voudras " (İstediğini yap) sloganı altında , kulüp, belirgin bir şekilde pagan eylemlerde bulunmakla suçlandı. Sahte kutsal değerlere saygısızlık ritüelleri, çılgın içki ve ziyafetler ve seks partileri kulüp için yaygın faaliyetlerdi. Kulübün kütüphanesinin o dönemde İngiltere'deki en büyük pornografi koleksiyonuna sahip olduğu söyleniyordu. Hatta Kara Ayinler ve Şeytan tapınması söylentileri bile vardı. Görünüşe göre maceracı grup için hiçbir tabu sınır dışı sayılmıyordu.

Anlayacağınız kulüp şeytani işlerle uğraşan, sapık, din ile dalga geçen satanist bir yapıdaydı. İşte gençlerin ve çocukların hayranlıka izlediği bu "Stranger Things" dizisinde özendirilen kavrama bakın, nerelerden alıntı yapmışlar. 

Size tünelden önce son çıkış uyarısı yapıyorum. Çocuklarınızı Netflix'ten uzak tutun. En azından tedbir alın. Uyarın. Nasıl birt kötülük yuvası görün.

https://hauntedwalk.com/news/sandwiches-for-satan-the-story-of-the-hellfire-club/

28 Mart 2025 Cuma

Anılar

Yine o sahneler. O kırık dökük anılar. 6 yaşına kadar olan her şey bulanık, alman mahallesinde birkaç Alman arkadaş. sonrası ise ailemle vakit geçirdiğim birkaç yaz tatili, bir avuç telefon görüşmesi ve bitmeyen bir özlem. Annemin elinin sıcaklığını, babamın güven veren konuşmalarını hatırlıyorum ama sanki bir başkasının hayatından çalınmış gibi. Gerçek miydi, yoksa kurgu muydu?

Almanya’daki o evin arka bahçesinde koşarken, mutfakta annemin yemek yaparken ki verdiği huzuru, babamın beni yeşil manzaranın eşliğinde götürdüğü gölette yüzdüğümüz anlar, gerçekten yaşadım mı? Yoksa beynim, bana acı çektirmek için uydurduğu sahneler mi bunlar?

Sonra Türkiye. Yabancı bir ev, yabancı insanlar, bir yaşlı nine ve iki çocuk, yabancı bir dil. "Birazcık sabret, yaz gelince gidersin" diyorlardı. Sonra sokakları ve arkadaşlığı keşfetmek. Sokak oyunlarını ve sokak kanunlarını anlamak. Yaz geldiğinde ise iki ay yetmiyordu ailemin yanında kalmak için. Hiç yetmedi. Her ayrılış, bir parçamı daha koparıp götürdü. Uçağa binerken annemin gözlerindeki o nemli bakış, babamın sarılıp "Kendine iyi bak" demesi... Sonra dönüp bakmamıştım. Keşke dönüp baksaydım. Keşke bir kere daha baksaydım.

Şimdi hepsi gitti. Artık ne yazları bekleyebileceğim bir ev var, ne de o uçağa bindiğimde kalbimin hop hop atması. Sadece birkaç fotoğraf, birkaç video, ve beynime kazınmış o birkaç an.

Bazen düşünüyorum da, belki de en acı olan, hiçbir zaman tam olarak sahip olamadığım şeyi sonsuza dek kaybetmek. Annem ve babam vardı, ama yoktular. Şimdi ise gerçekten yoklar. Ve ben, o eksik parçalarla dolu bir hayatın içinde, asla tamamlanamayacak bir puzzle gibiyim.

Bugün yine o sesleri duymak için eski videoları açtım. Annemin benimle oynamasını izledim. Babamın kahkahası odada yankılandı. Sonra sustular. Sessizlik, her zamankinden daha yüksek sesle çınlıyor.

Belki de en büyük ihanet, zamanın bize bu anıları durup dururken beynimize bir mıh gibi çakmasıydı. Bir ömür bu anılarda yaşamak, en ufak bir anıyı ansızın hatırlamak. Ve ben, ailemle geçirdiğim o avuç dolusu anıyı, her gece yeniden ve yeniden yaşayıp, kaybediyorum.