Yine o sahneler. O kırık dökük anılar. 6 yaşına kadar olan her şey bulanık, alman mahallesinde birkaç Alman arkadaş. sonrası ise ailemle vakit geçirdiğim birkaç yaz tatili, bir avuç telefon görüşmesi ve bitmeyen bir özlem. Annemin elinin sıcaklığını, babamın güven veren konuşmalarını hatırlıyorum ama sanki bir başkasının hayatından çalınmış gibi. Gerçek miydi, yoksa kurgu muydu?
Almanya’daki o evin arka
bahçesinde koşarken, mutfakta annemin yemek yaparken ki verdiği huzuru, babamın
beni yeşil manzaranın eşliğinde götürdüğü gölette yüzdüğümüz anlar, gerçekten
yaşadım mı? Yoksa beynim, bana acı çektirmek için uydurduğu sahneler
mi bunlar?
Sonra Türkiye. Yabancı bir ev,
yabancı insanlar, bir yaşlı nine ve iki çocuk, yabancı bir dil. "Birazcık
sabret, yaz gelince gidersin" diyorlardı. Sonra sokakları ve arkadaşlığı keşfetmek. Sokak oyunlarını ve sokak kanunlarını anlamak. Yaz
geldiğinde ise iki ay yetmiyordu ailemin yanında kalmak için. Hiç yetmedi. Her
ayrılış, bir parçamı daha koparıp götürdü. Uçağa binerken annemin gözlerindeki
o nemli bakış, babamın sarılıp "Kendine iyi bak" demesi...
Sonra dönüp bakmamıştım. Keşke dönüp baksaydım. Keşke bir kere daha
baksaydım.
Şimdi hepsi gitti. Artık ne
yazları bekleyebileceğim bir ev var, ne de o uçağa bindiğimde kalbimin hop hop
atması. Sadece birkaç fotoğraf, birkaç video, ve beynime kazınmış o
birkaç an.
Bazen düşünüyorum da, belki de en
acı olan, hiçbir zaman tam olarak sahip olamadığım şeyi sonsuza dek
kaybetmek. Annem ve babam vardı, ama yoktular. Şimdi ise gerçekten
yoklar. Ve ben, o eksik parçalarla dolu bir hayatın içinde, asla
tamamlanamayacak bir puzzle gibiyim.
Bugün yine o sesleri duymak için
eski videoları açtım. Annemin benimle oynamasını izledim. Babamın
kahkahası odada yankılandı. Sonra sustular. Sessizlik, her zamankinden
daha yüksek sesle çınlıyor.
Belki de en büyük ihanet,
zamanın bize bu anıları durup dururken beynimize bir mıh gibi çakmasıydı. Bir
ömür bu anılarda yaşamak, en ufak bir anıyı ansızın hatırlamak. Ve
ben, ailemle geçirdiğim o avuç dolusu anıyı, her gece yeniden ve yeniden yaşayıp,
kaybediyorum.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder